dolucap.com

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
Anasayfa Haberler Türk Milli Eğitimi için, İki seçenek

Türk Milli Eğitimi için, İki seçenek

E-posta Yazdır

Türk Milli Eğitimi için, iki seçenek:

Bu eğitim sisteminde çocuklar  5 yaşında başlayıp, 25 yaşına kadar okullara gidiyorlar. Üniversiteyi bile bitiriyorlar. Ama büyük çoğunluğu iş bulamıyor, bulanların büyük bölümü  de asgari ücretle çalışmak zorunda kalıyor.  Oysa sabah karanlığından akşam karanlığına kadar  okullara koştur, dur. Yetmedi. O dershane senin, bu dershane benim derken, yaşanamayan 20 gençlik yılı. Sonuç : Elde var sıfır. Üstelik bitirdikleri okullardan da yeterli  bilgi ve beceriyi aldıklarını sanmıyorum. Büyük bölümü  branşı ile ilgili bir işe girse bile, o mesleği  daha çok işe girdikten sonra öğreniyor. İnsan ömrü ortalama 65-70 yıl.  Gençlikte geçen bu 20 yıl hovardaca harcanmamalı bence.

Peki  ne yapmalıyız?

1.seçenek:

Çocuklar  6 yaşında  anaokulu veya anasınıfı okumalı. 7 yaşında ilköğretime başlamalı. İlköğretim 12 sınıfa çıkmalı. Ancak, 1 yılda iki sınıf geçilmeli. Örneğin:  Ağustos,Eylül,Ekim,Kasım,Aralık’ta  1.sınıf  okunmalı.  Ocak tatil.  Şubat,Mart,Nisan,Mayıs,Haziran ‘da 2. Sınıf bitmeli.  Temmuz tatil olmalı.  12 sınıflık ilköğretim 6 yılda bitmeli. 1 yıl da anasınıfı, toplam 7 yıl.  6 yaşında başlayan bir öğrenci 13 yaşında ilköğretimi bitirmeli. Tabi sınıflarını geçerse.

Lise de 5 yıl olmalı. Bunun 2 yılı yönlendirme dönemi. Sonra ki 3 yılı ise branş (mesleki) eğitimi verilmeli.  Bu çocuklar bu okullardan 18 yaşında  normal koşullarda mezun olur. Bunlara mezun oldukları mesleki  branşları ile ilgili işe girmelerinde ve iş kurmalarında kolaylıklar sağlanmalı. İsteyenler  sadece kendi branşları ile ilgili üniversitelere sınavsız girmeli. Üniversitelerde sınav sadece branşı  dışı bölümlere girmek için yapılmalıdır. Meslek liselerinin dışındaki  diğer liselerde de belli bölümler oluşturulmalı. Hukuk gibi edebiyat gibi. Bunlarda ilgili üniversitelere sınavsız girmeli. Öyle bir düzen kurulmalı ki bir daha onu kimse kolay kolay bozmasın.  Örneğin Tıp Fakülteleri  sadece  Sağlık Meslik Lisesi mezunlarını almalı. İşletme, İktisat Fakülteleri de sadece Ticaret lisesi mezunlarını almalı. Böyle bir düzen kurulmalıdır.

Bütün bu  eğitim öğretim yılları boyunca  öğrencilere yaşam alanları açılmalı. Onların daha sosyal olmaları için olanaklar sağlanmalı. Sosyal  etkinliklere katılımları sağlanmalı. Örneğin : Spor etkinlikleri, halk dansları, yüzme, satranç, tiyatro ve benzeri  etkinlikler öğrencilerin  sosyal  bireyler olarak yetişmelerine büyük katkılar sağlayacaktır.

2.Seçenek:

Sadece İlköğretim Okulları içindir.

Öğretim yılı sayısı olarak değişkenlik gösterebilir. Ancak öğretim yarım gün yapılmalı (öğlene kadar)

Öğlenden sonra sosyal etkinlikler  ve eğitim  olmalıdır. Öğretim programlarından anlamsız ve gereksiz konular  çıkarılmalı. Yine hemen  hemen her yıl tekrarlanan bazı  ders konuları  bir düzene sokularak,  gereksiz tekrarlardan kaçınmalıdır. Kısacası çocuklar hem eğitim öğretim görmeli, hem de hayatlarını yaşamalıdır.

Bazı  anne babalara da bir çift sözüm var.

  1. Aman bu çocuk bir an evvel okula gitse de, ben de biraz rahat edeyim diye düşünmemelidir.
  2. Çocukların, okulda öğrendiklerinin  tersine   bilgi ve davranışlardan kaçınılmalıdır. Yani birinin yaptığını,  diğeri bozmamalıdır.
  3. Çocuğun eğitiminden  en az  okul kadar ailede sorumludur. Terbiye ve güzel alışkanlıklar gibi.
  4. Göreceksiniz ki  okul eğitim ve öğretimi ile aile eğitimi birleştiğinde çocuklarınız daha sosyal bireyler olarak yetişeceklerdir.


İnsanlar  okurken de yaşamalı, çalışırken de yaşamalı. Yaşamak sonraya ertelenemez.

Not:  Bu yazıdaki amaç farklı bir düşünceyi  ortaya koymaktır.  Yazıdaki rakamlar ve yöntemlerde değişiklikler olabilir. Önemli olan mantığı kavramaktır.  Bazı hata ve eksiklikler de olabilir. Bu mantığı geliştirerek  bir  reform yapmaya gerçekten ihtiyaç vardır.

Saygılar.

Sadık GEZER

Emekli Öğretmen

Çarşamba, 01 Ekim 2014 00:41 tarihinde güncellendi